• ÖZEL FATİH ANADOLU LİSESİ
 ÖZEL FATİH ANADOLU LİSESİ
ÖZEL FATİH ANADOLU L.
  ETKİNLİK VE DUYURULAR
  Özel Fatih Anadolu Lisesi > Etkinlik ve Duyurular
Fatih Koleji Öğrencilerine Gökmen’den Moral

Hasret Türküsü albümüyle çıkış yapan Türk Halk Müziğinin Sevilen Sesi “GÖKMEN” Fatih Koleji’nde Öğrencilerle söyleşi yaparak konseriyle de coşturdu.

Sevilen besteleri, duygulu sesi, başarılı yorumunun yanı sıra hazırlayıp sunduğu televizyon programları ve akademik çalışmalarıyla dikkat çeken genç solist GÖKMEN, Özel Fatih Anadolu Lisesi öğrencileri ile yaklaşık 2 saatlik bir söyleşi ve türkü dinletisi gerçekleştirdi. her biri birbirinden güzel pek çok türkümüzü yanık sesi ile dile getiren Gökmen ayrıca “HASRET TÜRKÜSÜ” adlı yeni albümünden de oldukça duygulu türküler söyledi.
1979 yılında Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde dünyaya gelen, ilkokul ve ortaokulu Diyarbakır’da bitiren Gökmen, lise eğitimini de Diyarbakır Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü’nde tamamladı. O dönemlerde TRT Diyarbakır GAP TV’de solist ve korist olarak görev yaptı.
1997’de İ.T.Ü. Türk Müziği Devlet Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümü’ne başlayıp, 1998 yılında TRT Amatör Ses Yarışmasında Marmara Bölge Birincisi oldu. Aynı yıl Ankara’da düzenlenen finalde Türkiye İkincisi olan sanatçı, halen İ.T.Ü. Devlet Konservatuarı’nda eğitimine devam etmektedir.

Ulusal radyo kanallarında yaptığı programlar aracılığıyla geniş halk kitlelerine ulaşan ve ses rengiyle dikkat çeken Gökmen, uzun bir süre STV’ de sezgiler isimli Türk Halk Müziği programını hazırlayıp sundu. Gökmen, bu programla Türkiye Yazarlar Birliği’nin ‘En İyi Türk Halk Müziği Programı Ödülü" nü aldı.

ATATÜRK’ÜN CUMHURİYET HAKKINDAKİ SÖZLERİ

  • Cumhuriyet; fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister.
  • Benim nâçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidâr kalacaktır.
  • Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.
  • Biz doğrudan doğruya milletseveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı, Türk topluluğudur.
  • Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimî ve meşru olmak şartıyla, her fikre hürmet ederiz. Her kanaat bizce muhteremdir.
  • Türk milletinin karakterine ve âdetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.
  • Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir.
  • Cumhuriyet, yüksek ahlâkî değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir.
  • Bugünkü hükümetimizin, devlet teşkilatımızın doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilâtıdır ki onun adı Cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet, millet ve millet, hükümettir.

    CUMHURİYET İLE İLGİLİ ÖZLÜ SÖZLER
  • Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki onun adı Cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet, millet ve millet, hükümettir.
  • Gençler! Cumhuriyeti biz kurduk, onu siz yaşatacaksınız.
  • Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.
  • Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir.
  • Cumhuriyet, yüksek ahlâkî değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir.
  • Cumhuriyetimize vereceğimiz en büyük armağan, gençlerin eğitilmesi olacaktır.
  • Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır.
    Mustafa Kemal ATATÜRK
  • Demokrasi, halkın halk tarafından, halk için yönetimidir. Lincoln
  • En iyi hükümet, bize kendi kendimizi yönetmesini öğreten hükümettir. Goethe
  • Cumhuriyet, erdemli insanların yönetimidir. Montesquieu
  • Cumhuriyet ile cehalet, ikisi aynı yerde barınamaz. Lamartine
  • Halk yöneticilere, yöneticiler de yasalara saygı duydukları zaman, toplum iyi yönetiliyor demektir.
    Aristipper
  • Özgürlüğü sevenlere ve koruyanlara ancak Cumhuriyet yaraşır. George Washington

Hazırlayan: Oğuzhan TOPBAŞ 11-E sınıfı

CUMHURİYETÇİLİK İLKESİ

Devletin yönetilmesinde çeşitli şekiller vardır. Sözgelimi bir aile ve soydan gelenlerin devleti yönetmesine monarşi, soylu bir sınıfın devleti yönetme şekline oligarşi denmiştir. Bu yönetim şekillerinde esas olan baştaki yöneticilerin istekleridir. Halkın istekleri hiç önemli değildir. Halk, soylu ailenin isteklerini yerine getirmek zorundadır.

Demokrasiye gelince, halkın halk tarafından yönetilmesidir. Bugünkü demokrasi eski Yunanca'da "Demos" halk ve "Kratein" kelimelerinin birleşmesidir. Meydana gelen "Demokratla" kelimesinin karşılığıdır. Siyasi kararların doğrudan doğruya bütün vatandaşların oylarının çoğunluğu ile olmadığı bir hükümet şeklidir. Demokraside en modern ve akla , mantığa tamamen uygun hükümet şekli Cumhuriyettir. Bu idarede son söz milletin, uygulama, meclisindir. Milletin vekili olan meclis her türlü kanunu yapar. Hükümetine güvenir ve yürütme görevini ona verir. Zira bu idarede, kuvvetler ayrılığı dediğimiz "yasama-yargı-yürütme" tam bağımsız ve haksız olarak görev yapar. Millet hakimiyetini"; devlet idaresine katılmasını anayasada belirtilen zamanlarda, oyunu kutlanarak yapar.
Mustafa Kemal bir Cumhuriyet aşığı idi. Gençlik yıllarından itibaren memlekette cumhuriyet yönetimini kurmayı düşünüyordu. Büyük bir lider olan Mustafa Kemal, bu düşüncelerini hep kendinden sakladı. 23 Nisan 1920'de açtığı Türkiye Büyük Millet Meclisi her şeyi ile bir cumhuriyet yönetimi olduğu halde zamanı gelmeden adını koymadı. Yeni Türk devleti gerçek adına 29 Ekim 1923'te kavuştu.

Cumhuriyet ilkesi öteki ilkelerle birlikte 1924 Anayasasında yer almıştır; ancak onlara üstün tutulduğu şöyle belirtilmiştir: "..Bu kanun devlet şeklinin Cumhuriyet olduğuna dair olan birinci maddesinin değiştirilmesi veya başka şekle konulması teklif dahi edilemez." Bu durum 1961 ve 1982 Anayasalarımızda aynen konmuştur. Cumhuriyetçilik ilkesine üstün değer verilmesinin dört ana nedeni vardır:

a)Atatürk ilkelerinin en kapsamlı Cumhuriyetçilik ilkesidir. Çünkü Cumhuriyet yönetimi olmadan diğer ilkeleri uygulamak mümkün değildir.

b)Yeni Türkiye devleti Türk milletinin kendi adına ve Cumhuriyet adıyla kurulmuş olduğu ilk devlettir Daha önce kurulan Türk devletleri hanedan devletleridir. Teşkilâtları ve izlemiş oldukları siyasetler hanedan kurucularına göre adlandırılmış ve değerlendirilmiştir.

c)TBMM'nin kuruluşu ile "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diye belirtilmiştir ve değerlendirilmiştir.
d)Cumhuriyetçilik ilkesinin kapsamına giren bir başka kavram da çağdaş anlamlı ''VATAN' kavramıdır. Vatan Türk milletinin bugünkü sınırlar içinde yaşadığı yurttur.
Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet yönetimini sarsacak, onun yıkılmasına yol açacak bütün tehlike kapılarım kapattı. Türk inkılâbı denilen bütün gelişmeler cumhuriyetin korunmasına, yücelmesine yönelik tedbirlerdir.

CUMHURİYETİN İLANI

Cumhuriyet düşüncesi Atatürk'te çok genç yaşlarda başlamıştı.Hatta ittihatçı arkadaşları onu "Cumhuriyetçi" diye suçlamışlardı. Mustafa Kemal’e kadar cumhuriyet üzerine pek düşünce üretilmemişti. Namık Kemal bile her ne kadar cumhuriyeti övmüşse de Osmanlı İmparatorluğunda uygulanamayacağını savunmuştu.
Anadolu'da başlayan kurtuluş mücadelesinin 23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi'nin kurulmasıyla gerçek karakteri iyice belli olmuştu. Bu mücadelenin daha başlangıcında millî bir devlet kurulmuştu. Bu devletin ana ilkesi ve ayrıca 1931 anayasasının ilk maddesi egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olmasıydı. Bununla birlikte meclis ve hükümet de var olduğuna göre böyle bir idarenin adı dünyanın neresinde olursa olsun hiç şüphesiz ki "Cumhuriyet" olurdu. Fakat Mustafa Kemal bu gerçeği zamanı gelmeden açıklamamıştı. Çünkü meclis içinde onurlu fedakâr üyeler olmasına rağmen Mustafa Kemal'e karşı çıkanlar da vardı. Bununla birlikte Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı'ndaki Türk milletinin bütün gücünü istilacı düşmanlara karşı birlik halinde tutmak istiyordu.

Zamanı geldiğinde açıklanacak olan cumhuriyet fikri Mustafa Kemal'de gizliden gizliye olgunlaşırken daha önce Ankara'nın başkent oluşunun duyurulmasıyla başlayan bunalım 25 Ekim 1923'te iyice koyulaştı. Mecliste büyük gürültüler oluyordu. Millet vekilleri birçok gruplara ayrılmıştı. Bir grubun kabul etliğini diğeri kabul etmiyor, tartışmalar daha da büyüyordu. Sonunda Mustafa Kemal 28 Ekim'de bazı arkadaşlarını Çankaya'ya çağırdı. O akşam yemekte ertesi gün cumhuriyeti ilân edeceklerini söyledi. Hepsi bu düşünceyi yerinde buldular ve İsmet Paşa dışındakiler yemekten sonra hemen ayrıldılar. Mustafa Kemal ve İsmet Paşa o akşam bir tasarı hazırladılar. Ertesi gün meclisle tartışmalar devam ederken söz Mustafa Kemal'e verildi. Mustafa Kemal özellikle anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesi gerektiğini açıkladı ve gece hazırladıkları tasarının okunmasını istedi. Tasarının okunmasından sonra cumhuriyetin ilân edildiğini duyan bazı millet vekilleri çok şaşırdılar. Fakat tartışmalar fazla uzun sürmedi ve cumhuriyet yoğun alkış ve "Yaşasın Cumhuriyet" sesleriyle coşkulu bir şekilde kabul edildi. Cumhuriyetin kurulmasından hoşnut olmayanlar da vardı. Mustafa Kemal cumhuriyetin ilânından yaklaşık dört ay sonra halifeliği de kaldırarak bunları önledi. Böylece Türk milleti halkın kendi kendine idare ettiği iktidarın halktan ve haktan yana olan demokratik bir yönetime kesin bir şekilde kavuşmuş oldu. Karşı çıkanlar eylemlerini yine sürdürdüler. Fakat yeniliklerin karşısında yok olup gittiler.

Atatürk'ün ölümünden sonra Cumhuriyet bayrağı taşıma sırası yeni nesle geçti. Yeni insanlar taşıdı onu bugüne kadar. Yine birçok yeni insan taşıyacak Cumhuriyet bayrağını ama yalnız bayramlarda değil sonsuza kadar.


ATATÜRK VE CUMHURİYET

Baş eğmişken önünde altı asır her zorluk,
Göçtü bir çınar gibi koca imparatorluk!..
Çatırdattı bu göçüş göklerini vatanın,
Duyunca silkindi Türk narasını "Ata"nın!...

Haykırdı kadın, erkek: "İhtilâl var, ihtilâl"!
Çiğnenemez yerlerde mübarek, şanlı hilâl...
Alev alev bayrağım kızıllıklarda yandı,
Bütün millet "Kemal"in etrafında toplandı!..

Dönünce yurt ananın gözleri bir pınara
Can verdi ulu tanrım bu devrilen çınara!..
Saldı o yeniden kök, filiz, gövde, dal budak:
Irkının şahlanışı ısırttı "Garb"a dudak!..

Çekince Mehmetçik'ler kılıçları kınından,
Göl göl oldu her taraf korkak düşman kanından!
Birleşti siperlerde gazilerle, şehitler,
Yeni bir düzen verdi dünyaya koç yiğitler!..

Dile gelince otuz asırlık şanlı mazi,
Türk'ün kara bahtını ağarttı "Büyük Gazi"!..
Son verip bu cenkte biz binbir kötü niyete,
Kavuştuk sevgilimiz: İstiklâl, hürriyetle!..

Değildir zindan artık bize Anadolu'muz,
Cumhuriyet nuruyla aydınlandı yolumuz!..
Onun kutsal sevgisi taşıyor içimizden,
Gökler dolusu selâm, ölmez "Ata"ya bizden!..

Cemal Oğuz Öcal

 



ONUNCU YIL MARŞI

Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,
On yılda on beş milyon genç;yarattık her yaştan;
Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan;
Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan.

Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde,Türk ileri!

Bir hızla kötülüğü,geriliği boğarız;
Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız,
Türk'üz, bütün başlardan üstün olan başlarız;
Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız,

Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz,Türk önde,Türk ileri!

Çizerek kanımızla öz yurdun haritasını,
Dindirdik memleketin yıllar süren yasını.
Bütünledik her yönden istiklal kavgasını;
Bütün dünya öğrendi Türklüğü saymasını.

Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz,Türk önde,Türk ileri!...

Örnektir milletlere açtığımız yeni iz;
İmtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz.
Uyduk görüşte bilgiye, gidişte ülküye biz;
Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz.

Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz ,Türk önde,Türk ileri!


Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
Behçet Kemal ÇAĞLAR
(Beste:Cemal Reşit REY)


ATATÜRK’ÜN HAYATI

Atatürk 1881 yılında, Selânik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Asıl adı Mustafa’dır. Selanik'te, Şemsi Efendi Mektebi’nde ilkokula başladı. Selanik Askerî Rüştiyesi’ni, sonra Manastır Askeri İdâdîsi’ni bitirdi. 1899'da İstanbul’a gelip Harbiye Mektebi’ne girdi. 1905'te Harp Akademisi'ni bitirip Şam’daki 5. Ordu'ya gönderildi. Orada "Vatan ve Hürriyet" adlı gizli ve ihtilâl amacı güden bir dernek kurdu. 1907'de Manastır'daki 3. Ordu'ya tayin edildi. 13 Nisan 1909'da İstanbul’da çıkan "31 Mart Vak'ası" üzerine, Hareket Ordusu’nun kurmay başkanı olarak İstanbul’a geldi.
İtalyanların Trablusgarb'a asker çıkarması üzerine oraya gidip çete harpleri yaptı. Balkan Savaşı çıkınca, Romanya üzerinden İstanbul’a geldi. Sofya Askerî Ataşesi iken I. Dünya Savaşı çıktı. Çanakkale’de, Anafartalar'da büyük başarılar kazandı. Daha sonra, Ordu müfettişliği göreviyle 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. Sadrazam Damat Ferit Paşa’yı, Türkiye'mizin istiklâlini feda ettiği için, telgrafla protesto etti. Haziran 1919' da bütün ulusa yayınladığı bildiride, ulusça bir olup düşmanla savaşmak; bağımsızlığımızı kazanmamız gerektiğini anlattı.
Erzurum Kongresi'nde, bütün resmi sıfat ve rütbelerini terk etti. 4 Eylül'deki Sivas Kongresi'nde "Heyeti Temsîliye" reisi seçildi. 23 Nisan 1920'de, Ankara'da Büyük Millet Meclisi'ni topladı. Sevr Antlaşması’nı Türk ulusunun tanımadığını bütün dünyaya ilân etti. Büyük zorluklarla yapılan savaşlarda düşmanlarımızı ağır yenilgiye uğrattı. TBMM, Mustafa Kemal'e "Mareşal" rütbesiyle "Gazi" adını verdi. 22 Ağustos 1922'de başlayan Başkomutanlık Meydan Muhârebesi’nde düşmanı büyük bir yenilgiye uğrattı. 1 Kasım 1922'de Saltanat’ı kaldırdı. 24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması imzalandı. Böylece Türk Milleti, hürriyet ve istiklâline kavuştu. 29 Ekim 1923'de "Cumhuriyet" ilân edildi ve Mustafa Kemal, ilk Cumhurbaşkanı seçildi.
M. Kemal, 3 Mart 1924'te halifeliği kaldırdı. Din ve devlet işlerini birbirinden ayırdı. 1924'te medreseler ve mahalle mektepleri "Tevhide-i Tedrisat" (Öğretim Birliği) kanunu ile kaldırılmıştı. 1928 yılında Arap harfli alfabe kaldırıldı, yerine Lâtin harfli alfabe kabul edildi. Dil ve tarih alanında devrimler yapıldı. 1931'de Türk Tarih Kurumu'nu, 1932'de Türk Dil Kurumu'nu kurdu. Kadınlara seçme ve seçilme haklarını veren kanunların kabulünden sonra, 21 Haziran 1934'te "Soyadı Kanunu" çıktı. Köylünün sırtından "Aşar" denilen vergiyi Köylüye para, tohum, tarım araçları verildi. Yeraltı servetlerimizi işletmek için Etibank; kumaş, kundura v.s. için Sümerbank ve daha birçok devlet kuruluşları Atatürk’ün çabalarıyla kuruldu. T.B.M.M., kabul ettiği özel bir kanunla Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya 24 Kasım 1934’te "ATATÜRK" soyadını verdi.
Atatürk, milleti uğruna yaptığı her mücadeleden zaferlerle çıktı. Ama bu yorucu hayat bünyesini yıprattı. Hasta olduğu halde memleket işleriyle uğraşıyordu. Büyük kurtarıcı 10 Kasım 1938'de sabah 09.05'te ebedi uykusuna daldı. 19 Kasım günü Sarayburnu'dan alınan tabutu "Yavuz" zırhlısıyla İzmit’e, oradan trenle Ankara'ya götürüldü. Etnografya Müzesi'ndeki mermer lâhde konuldu. Daha sonra Atatürk'ün tabutu, 10 Kasım 1953'de buradan alındı, ayrı bir törenle Anıtkabir’e nakledildi.
Atatürk sadece başarılı bir asker değildir. Devlet adamı olarak da ileriyi gören büyük dehadır. Türk milletinin bütün ihtiyaçlarını görmüş; kısa süren hayatının bu devresinde durmadan, dinlenmeden yeniye, ileriye koşmuş, ulusuna övünmesini, güvenmesini, çalışmasını öğretmiştir.

ATATÜRK'TEN SON MEKTUP
Siz beni hâlâ anlayamadınız,
Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
Hep tutturmuş "yıl 1919, Mayısın 19'u" diyorsunuz,
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.

Mustafa Kemal'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
Siz bana neler yaptınız ondan haber verin,
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,

Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bana muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan;
Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı,
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı,

Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz,
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın,
Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların.

Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,
Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.

Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç ilerlememiş;
Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek dururken,
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen,

Mustafa Kemal'i anlamak işitmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter,

Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Halim Yağcıoğlu


ARAŞTIRMACI-TARİHÇİ VE YAZAR TALHA UĞURLUEL’İ MİSAFİR ETTİ.

Kıymetli çalışmaları vesilesiyle kendisini yazılı ve görsel medyadan çok iyi tanıdığımız Talha Uğurluel'in birbirinden farklı 16 çeşit konferansından biri olan ve “Mukaddes Emanetler” adını taşıyan duygu yüklü programı tarih meraklısı öğrencilerimizi ve öğretmenlerimizi adeta büyüledi... Yaklaşık ikiyüz kişinin izlediği konferansta Topkapı Sarayı’nın bilinmeyen yönleri tekrar gün yüzüne çıkarken Osmanlının hem yöneticileri ve hem de halkıyla milli manevi kıymete sahip şahsiyetlerine ne kadar değer verdiği bir kez daha yüreklerde hissedildi.



Bu noktada pek çok sunumla Osmanlı padişahlarının mukaddes emanetlere verdiği önemden bahseden Talha Uğurluel, sinevizyon eşliğinde yaklaşık bir buçuk saat boyunca konuştu. Uzun zamandır yurtiçinde ve yurtdışında seminerlerine devam ettiğini öğrendiğimiz yazarımız, program sonrasında, bugüne kadar yüzlerce program düzenlediğini ancak bu programlar içinde, ilk kez böylesine dikkatle ve hassasiyetle kendisini dinleyen bir öğrenci topluluğuna şahit olduğunu dile getirdi.
Program Talha Uğurluel’in kendisinin okuduğu hüzünlü bir şiirle sona erdi.



DABBE FATİH KOLEJİ'NDE

Özel Fatih Anadolu Lisesi, geçtiğimiz günlerde genç ve başarılı yapımcı yönetmenlerden biri, Hasan Karacadağ’ı ağırladı. Hasan Karacadağ, ilk filmini bundan iki yıl önce “Taş ve Gül” adıyla Fatih Koleji yapımıyla gerçekleştirmişti. Konusunu öğrenci ve rehberlikten alan “Taş ve Gül” den sonra sinemalarda gösterime giren “Dabbe” yi yazan, yöneten ve yapımcılığını üstlenen Karacadağ, sinema filmi hakkında “Gerçekten korku filmi olan ilk yerli sinema” yorumunda bulundu. Öğrenci grubumuzla söyleşi yapan Hasan Karacadağ, Samanyolu lisesi olimpiyat grubu öğrencisi olduğunu, tıp kazanıp sinema okuduğunu yani çok başarılı bir öğrencilik hayatı olduğunu anlatarak öğrencilere önce derste başarıyı tavsiye etti.

Onlarla aynı eğitim anlayışına sahip olduğunu eklediği Fatih Koleji öğretmenlerinden biri, İlhami Dülgeroğlu ise Samanyolu Lisesi yıllarında Hasan Bey’in öğretmeniymiş. Hayat ilginç buluşmalara sahne olurken, vizyonda oldukça iyi bir gişe grafiği bırakan “Dabbe” Karacadağ’ın projelerinin başlangıcı…
Türk sinemasının Karacadağ gibi “güçlü” ve her yönüyle “yerli” yapımcı yönetmenlere ihtiyacı var.
Sinema hayatı kuşatmaya devam ederken, bu girdap içinde akıntıya kapılmayıp akıntıya yön vermek umarız Hasan Karacadağ ve yetişen diğer sinemacılara nasip olur.


ÖMRÜNÜN SONBAHARINI YAŞAYAN DARÜLACEZELİLERE FATİH KOLEJİ’NDEN İLK BAHAR SICAKLIĞINDA BİR ZİYARET

“Bütün odalar sessiz, dualarda adım yok, Sabrım bir dirhemden az, çilem kırk batmandan çok; Senden sonra tadım yok, Kolum yok, kanadım yok, Sevgisiyle saracak, ellerimi öpecek, bir dostum, evladım yok!”

Yoksullukların en derin açlık bırakanı şüphesiz sevgi ve saygıdan mahrum kalmaktır. Aile ortamı olmayıp da darülaceze gibi kurumlarda ömür sayfasının son yapraklarını aralayanlar belki ekmeğe, suya, uykuya ve bakıma değil ama sevilmeye, bir dost tarafından aranıp sorulmaya, genç bakışları parıldayan bir nesli ziyaretçisi olarak görmeye her zaman ihtiyaç halindedir.

23 Mart 06 günü yaşı da gönlü de büyük olan, aynı gök kubbeyi seyreden yaşlılarını ziyaret ederek Fatih Koleji- Anadolu Lisesi öğrencileri bu vefayı gösterdiler. Yaşlılarının ellerini öpüp hatırlarını sordular. Hediyeler verip onların yüreğinde beliren kıpırtılara şahit oldular.
Fatih Kolejli öğrenciler aynı vefayı her zaman ve her zeminde göstereceklerine dair birer söz ve imza gibi parlayan gözlerindeki ışıltıyla, asra yaklaşan bu yüreklere apaydın bir iz bıraktılar.





Özel Fatih Anadolu Lisesi gençleri, Tsunami Felaketine maruz kalan binlerce felaketzedeye yardım toplamak amacıyla bir organizasyon düzenledi.

FATİH'İN GENÇLİĞİ!
Yardım bekleyen binlerce mağdur insanın sesine bugüne kadar hep kulak verdiğiniz gibi bundan sonra da devam edin.... Ve tarih boyunca üstlendiğiniz, bunu da bir övünç kaynağı olarak gördüğünüz kutsal vazifeye bir kez daha sahip çıkın… Bugünler dostun düşmandan ayrılacağı kara günlerdir…. Haydi kendinizi ispat edin…" dedi.
Programda ayrıca; Brezilya’da düzenlenen 19.MOSTRATEC Uluslar arası Biyoloji Proje Yarışması’nda dünya birincisi olan ve grup olarak ülkemize 3 altın madalya kazandıran Hikmet CANBAZ adlı öğrenciye de onur belgesi takdim edildi.
Daha sonra Anadolu Lisesi Tiyatro Kulübünün sergilediği ve ünlü Âzeri yönetmen Hilali MAHMUDOĞLU’nun yönettiği “İdeal İnsanlık” adlı oyunla program sona erdi.


G.DOĞU ASYA DEPREMİ YARDIM PROGRAMI ORGANİZASYON HEYETİ

OKUL ÖĞRENCİ KURULUNA TEŞEKKÜR BELGESİ TAKDİMİ

YÖNETMEN HİLALİ MAHMUDOĞLU

TİYATRO KULÜBÜ SANAT DANIŞMANI VE YÖNETMENLERİNE TEŞEKKÜR BELGESİ TAKDİMİ

İDEAL İNSANLIK

İDEAL İNSANLIK

BASIN-YAYIN KULÜBÜ

Rehber Öğretmeni: Seyfullah ARPACI
Kulüp Öğrencileri:
Sami İZMİTLİ
Ahmet DUR
Salih TAŞKIRAN
Rahmi ZÜLBAHAROĞLU
Ufuk KARAKUŞ

Basın Yayın Kulübü; geleceğin araştırmacı, meraklı, aktif, heyecanlı, entelektüel, ufku geniş gençlerinin bir araya gelerek oluşturduğu oldukça sosyal ve zengin bir kulüptür.

Kulüp öğrencileri rehber öğretmenleri ile birlikte, basın-yayın muhabiri sıfatıyla, bilhassa önemli gün ve haftaları değerlendirerek, uygun gördüğü kişi veya kurumları ziyaret eder, röportajlar yapar ve elde ettiği verileri basın-yayın kuruluşları vasıtası ile hem okul arkadaşlarına hem de tüm ülkesine duyurur.

2004-2005 ÖĞRETİM YILINDA KULÜBÜN YAPTIĞI FAALİYETLERDEN BAZI ÖRNEKLER:

• Cihan Haber Ajansı (CHA) Genel Müdürü Bülent KORUCU ziyareti
• CNN TÜRK Genel Yayın Yönetmeni Taha AKYOL ziyareti
• İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer BALIBEY ziyareti
• Fatih Eğitim Kurumları Genel Müdürü Talip BÜYÜK ziyareti
• İstanbul Özel Fatih Lisesi Müdürü Orhan OĞUZ ziyareti
• Ünlü Tarihçi Prof.Dr. Mim Kemal ÖKE ziyareti
• AKUT (Arma Kurtarma Derneği) Başkanı Nasuh MAHRUKİ ziyareti
• BEDAŞ A.Ş. (İstanbul Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.) Genel Müdür Yrd. Lokman ÖZTÜRK ziyareti
• MAZLUM-DER Genel Merkezi ziyareti
• İstanbul YEREL HABER GAZETESİ ziyareti
• İstanbul Deneme Bilim Merkezi ziyareti


İstanbul Deneme Bilim Merkezi Ziyareti

Mim Kemal Öke'yi Ziyaretimiz

AKUT Nasuh Mahruki ZİYARETİ

Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş Ziyaretimiz

CİHAN HABER AJANSI ZİYARETİMİZ

DİŞ HEKİMLERİ ODASI ZİYARETİMİZ

iSTANBUL İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ ÖMER BALIBEY'İ ZİYARETİMİZ

iSTANBUL YEREL HABER GAZETESİ ZİYARETİMİZ

MAZLUM-DER ZİYARETİMİZ

TAHA AKYOL'U ZİYARETİMİZ

TALİP BÜYÜK BEYİ ZİYARETİMİZ
 

 

 
İLETİŞİM

TEL:
(0212) 872 61 21 (10 hat)
Adres: Özel Fatih Lisesi E-5 Karayolu Üzeri Beko Yanı

Beylikdüzü / İstanbul
Faks: (212) 872 61 37

  
 
BU SİTE ÇAĞ ÖĞRETİM İŞLETMELERİ A.Ş. AİTTİR.