Kara Sihiri Dönemi
Alkemi Dönemi
Klasik Kimya
Modern Kimya
Kimya’nın
Kısa Tarihinden Günümüze
1.
Dönem: Kara Sihir Dönemi (Tarih
Öncesi-MÖ 300 arası)
İlk kayıtlar MÖ 3000’li yıllarda
Mısıra dayanır. Bilimden çok bir
sanat olarak bilinir kimya. Farklı
maddeleri karıştırarak parfüm yapan
kadınlar ilk kimyacılar olarak tabletlerde
yerini almıştır. Yine Nil nehrinin
yataklarında bulunan “Natron1” isimli
bir tuz karışımı ile ilk mumyalama
deneyimleri vardır Mısırlıların.
Ve Altın. MÖ 2600 yer Mısır şimdi
ki Sudan civarı. Altın toz olarak
elde ediliyor. Sonra diğer metalleri
altına çevirme uğraşı başlıyor.
Babil’in2 ünlü kralı Hammurabi MÖ
1700’lerde o zamana kadar bulunan
metalleri listeletir. Nelerdir bunlar?
Altın, gümüş, bakır, demir, kurşun
kalay, cıva, kükürt, karbon.
“Ölümsüzlük İksirini Arama” MÖ 156-187’de
Çin imparatoru olan Wu Di’nin Çinlilerin
epey kimyada derinleştiklerini gösteriyor.
Hatta kimyanın tarihinin ikinci
dönemine damgasını vuracak bu “ölümsüzlük
İksiri Arayışı” sırasında Çinliler
8. yüzyılda bir hatayla kükürt ve
sodyum ve potasyum güherçilesini
(saltpeter), odun kömürü ile karıştırarak,
“Huoyao” yu yada bildiğimiz “Barutu”
bulurlar.3
Yine o zamanlar İbraniler yani Museviler
ise günümüzde de peşini bırakmadıkları
değerli taş işiyle uğraşıyorlardı.
İngilizce “jew” (yahudi) kökünden
“jewellry” (kuyumculuk) kelimesinin
türemiş olduğunu anlamak için etimolog
olmamıza gerek yok değil mi?!
Sonuç olarak birinci dönemde, metal
işlemeciliğiyle, boya maddeleri
üretimi ile “kimya sanatına” sadece
Mısırlıların değil, Yunanlar, İbraniler,
Çinliler ve Hinduların da gönül
verdiğini görüyoruz.
Bu arada Yunan Democritus ilk kimya
tanımını yapmış. Ne demiş biliyor
musunuz?! MÖ 430: “Atom maddenin
en küçük yapı taşıdır. Bütün maddeler
atomdan oluşmuştur.”
Aristo da MÖ 300’de 4 elementten
bahseder. Ateş, hava, su, toprak.
Bütün maddeler bu dört elementten
oluşmuştur. Maddenin ayrıca dört
özelliği vardır. Sıcak, soğuk, kuru
ve ıslak.
(Natron: Sodyum
Karbonat, Sodyum Bikarbonat, Sodyum
Klorür ve Sodyum Sülfat gibi su
çekme özelliği olan tuz karışımı.
http://www.egyptartsite.com/
ve http://www.ancientegypt.co.uk/menu.html
)
İkinci
Dönem: Al-kemi Dönemi (MÖ 300-1600
arası)
Aristo’nun kafalara kazınan tanımlaması
“ucuz taşları altına çevirme” ve
“ölümsüzlük iksiri” ile yaşlanmayı
önleme ya da ölümden kurtulma yolları
arandı. Anlaşılan günümüzde de “anti-aging”
ile yaşlanmayı önleme ya da geciktirme
çabaları o zamanlar da vardı. Hatta
Harry Potter’dan da hatırlayacağınız
“Filozof Taşı” kavramı ucuz taşları
altına çevirmek için kullanılan
madde olarak biliniyordu.
MÖ 300 Aristo’dan 1200 yılların
başına, 1500 yıl, ta ki Papa 22.
John “bırakın artık ucuz metalden
altın yapma işini” deyip yasak getirmeseydi,
Batı “hem altınlarını aldığı, hem
köleleştirdiği, hem de kültür ve
dinlerini sömürdüğü Afrika’yı ve
doğal zenginliklerini tanıyamayacaktı.”4
Bu sırada Batı’nın kaynaklarında
“Geber” olarak tanıttığı “Moleküler
Kimya’nın Babası” Şamlı Cabir bin
Haiyan, 815 yılına kadar yazdığı
80’i kimya ile ilgili 200 eser ile,
“John Dalton’un keşfettiği pek çok
şeyi 1000 yıl önce bulduğunu” ispat
etmiştir.5 Nitrik asit, hidroklorik
asit sentezleri, su geçirmeyen kıyafetler,
paslanmaya karşı kaplama, yanmaz
kağıt, florasan özellikli mürekkep
ve benzeri bir çok buluş ve destilasyon,
kristallendirme, kalsinasyon6 gibi
minarelerle ilgili pek çok bilimsel
buluşlara öncülük eden önemli kimyasal
teknikleri ilk kez uyguladı.
Bu
dönem Robert Boyle’un doğanın tanecikli
yapısının ve mekanik kuramının deneysel
kanıtını güçlendirmeye çalıştığı
“Şüpheci Kimyacı” eseri ile sona
erdi. Yıl 1656.
Üçüncü
Dönem: Klasik Kimya Dönemi (1700-1800
arası)
Johann J. Beecher simyacıların yanma
olayının esası olarak kabul ettikleri
uçucu maddeyi (Phlogiston Teorisi)
izah etmeye çalıştı.
Antonie Lavosier ise yanan metalin
bir metal oksit olduğunu bunun da
simyacıların (ikinci dönem kimyacıları,
alkimyacılar) izah edemedikleri
HgO ? Hg +1/2O2 deneyini doğru yorumlayarak
kütle ilişkisi hesaplamaları ile
oksijenin varlığını buldu.7
Hala geçerliliğini kimyasal tepkimelerde
koruyan adıyla anılan yasası “rien
ne se crée, rien ne disparaît tout
se transforme” “Hiçbir şey yoktan
var olmaz, hiç b,r şey vardan yok
olmaz. Her şey şekil değiştirir.”
Bu arada bir anekdot olarak “bilime
düşman orta çağ zihniyetinin” basit
bir vergi meselesinden Antonie Lavosier’i
giyotine götürdüğünü de söylemekte
yarar var. Giyotine çıkarken bile
deney sevdasında olan Lavosier matematikçi
arkadaşına sonucunu değerlendiremeyeceği
şu deneyi gözlemesini rica edecektir.
“Dostum giyotin kaçınılmaz.” “Başım
kopup sepete düştüğünde gözümü iki
kere kırpacağım” “Sen de baş gövdeden
koptuktan sonra bir müddet düşünebiliyor
muyuz? Bu gözlemleyeceksin.” Deneyin
sonucu bilinmez ama o çağdaki “kör
kilise zihniyetinin” göz kırpmalara
tahammülü yoktu.
Akabinde John Dalton filmi başa
sarar. “Cabir bin Haiyan” dan da
öncesine giderek Demokritus’un tanımında
olduğu gibi “Madde küçük ve bölünemez
atomlardan oluşmuştur.” der. İlk
bileşik tanımını yaptığı öngörülmüştür.
İzotoplar hakkında henüz bilgisi
yoktur. Yıl 1803’tür.
Dördüncü
Dönem: Modern Kimya
1879’da Heinrich Geissler ve William
Crookes vakum deneyi ile katot tübü
deneyi olarak da adlandırılan “
katot ışını ve elektronun keşfine”
öncülük ettiler.8
1885’te Alman Eugene Goldstein protonu
buldu.
1895’te Alman Wilhelm Roentgen bir
kaza eseri röntgen ışığını buldu.
1896’da Fransız Henri Becquerel
ve Marie Curie uranyumun doğal radyo
aktifliğini buldu.
1909’da Robert Millikan elektronun
kütlesini buldu.
1911’de Ernest Rutherford radyoaktifliğin
üç türünü buldu (alfa, beta ve gama
ışımaları)
1914’te daha sonra Çanakkale’de
ölen İngiliz Henry Moseley atom
çekirdeğindeki protonları saymaya
çalıştı. Başarılı olamadı.
1932’de İngiliz James Chadwick nötronu
buldu.
Yine 1932’de İtalyan Enrico Fermi
bir elementi nötronla bombaladı
ve bir büyük sayıdaki atom numarasına
sahip elementi buldu. Bu ilk nükleer
fizyondu.
1934’da Fransız Irene Curie ve Frederic
Joliot-Curie belli elementleri laboratuarda
alfa tanecikleri ile bombalanarak
yapay radyoaktif element yapılabileceğini
buldular.
1940’ta Albert Einstein ve Enrico
Fermi Amerika’ya Almanya’nın “Fizyon
Reaksiyonu” denemeleri için ciddi
hazırlıklar yaptığını söylediler.
Böylelikle dünya tarihindeki ilk
“Nükleer Fizyon Reaktörü” Chicago
Üniversitesi’nin futbol sahasının
altında kuruldu. (Manhattan Projesi)
9
Son 130 yıllık zaman diliminde kimya
hakkında bilinenler her üç ayda
bir 500 yıllık yenilik olarak karşımıza
çıkıyor. Birikimler güce, güçler
tehlikeye dönüşebilir. Kimyanın
dördüncü dönemi devam ediyor. Enerjinin
kıyasıya güç dengelerini yönlendirdiği,
1940-1990 yılları arası kültürlerin
ekonomik güç karşısında silinişini
gösterdi.
Günümüzün kimyası daha çok multidisipliner
bir yapıyla, ilaç, gıda ve genetik
üzerine yoğunlaştı. İlaç sektörü
şu anda dünyanın en büyük marketi
konumunda. Genetik çalışmaları kimya
ve ilgili olduğu tüm alanlarda büyük
bir dikkatle izleniyor.
Ne dersiniz?! Kimya hala gizemini
koruyor değil mi?
Kaynaklar:
0 Biyolojik sistemler hakkında mantıksal
veriler toplayıp değerlendiren bilim
dalı.
1Natron: Sodyum Karbonat, Sodyum
Bikarbonat, Sodyum Klorür ve Sodyum
Sülfat gibi su çekme özelliği olan
tuz karışımı.
|